78'liler

2008-05-21 12:01:00

30 yıl sonra 78'liler...

 

Desen: Kürşat Coşgun, 2002.

 

ateşin, dumanın, isin, pasın içinden geldiler; çoktular,  kalabalıktılar, kum gibiydiler, söz gibiydiler, meydanlar dolusuydular, hiç yalnız kalmadılar (hücrelerde bile)...

bir tozkoparan fırtınasının içinde çalakılıç yaşadılar; kolkolaydılar, omuz omuzaydılar, sırt sırtaydılar... birbirlerine hep güvendiler, hayatta hiçbir şeyleri vardı ve her şeyleri yoktu; kara saplı bir bıçak üstünde yaşadılar, ama bıçağı sapından tutmayı hiç öğrenemediler (belki de fırsatları olmadı)...

hayatlarında hiç boşluk yoktu, hiç boş zamanları olmadı ve gün geldi zaman onlar için geçmek bilmedi...

hep çalıştılar, çok çalıştılar; zamana karşı yaşadılar, yaşama karşı ve yaşama rağmen yaşadılar;  üstelik ölüm kadınları kadar yakınlarındayken bile...

en kötü günleri en güzel günleri görebilmenin umuduyla sineye çektiler, bu uğurda kan kusup kızılcık şerbeti içtim dediler...

dişleri ve yumrukları hep sıkılı kaldı, ellerini yalnızca bir şeyler vermek için açtılar.

sağanak yağmurlarda yürüyüşü sevdiler; en içten duygularını defterlere değil duvarlara yazdılar; hep sabaha karşı çalınan kapıların tedirginliğini yaşadılar; teksir makinaları, boyalar, fırçalar, afişler, bildiriler ve koyunlarında sakladıkları yavuklularının resimleri vücutlarının vazgeçilmez uzuvları gibiydi...

idol bildikleri öncülerinin gün gelip holding patronu, çok uluslu kartel danışmanı olduğunu yüreklerinde derin bir sızıyla izlediler; ağabeylerinin fır fır döndüğünü gördükçe kahroldular, onları bu çirkefin içinde düşünemediklerinden olacak handiyse ölenlere “iyi ki öldü” dediler...

yüzyılın  başındaki jöntürkler, 20’lerin kuvvacıları, 40’ların fedailer mangası, 68’in ve 78’in gözüpek yurtseverlerinden sonra, eylülizmin yarattığı 90’ların, 2000’lerin gençlerini nasıl tanımlayacağız?

hadi onu da zamana bırakalım...

 

* Bu yazı ilk kez 22 Mayıs 2002 tarihinde Yeni Adım (Zonguldak) gazetesinde yayımlanmıştır.

 

49
0
0
Yorum Yaz