elif

2009-02-20 15:47:00


Elif Coşgun


Kuş kanadı kalem olsa…

Seksenlerin ikinci yarısı…

Yüzüne gamzeler doluşmasına neden olduğum, saç-sakal içre bir surattan aldığı ışıkla hatırlar o beni; ben de onu kel başlı bir bebekken tepesindeki ilginç saç birikintisi ve sıçrama konusunda çekirgeleri bile hasetten çatlatan kurbağa bacaklarıyla…

Hep bir gurbet ilişkimiz oldu onunla; daha çok mektuplarda, telefon ahizelerinde sürdü amca-yeğenliğimiz. Yüzyüze geldiğimizde anlatacak ne çok şeyimiz oldu: ne çok benzerlikler bulduk birbirimizde ve ne çok aykırılıklar.

Ben ailenin ilk ayrıksı otuydum, o ise ayrıksılıkları derlemek için biriktiren aptal (!) bahçıvan.  Romantik mi? Hayır. Gerçekçi? Sanmam. Onun ayrıcalığı biraz da bu ya zaten…

Bir gençlik hastalığı olan her şeyi bilme ya da her şeyin miladının kendisi olduğunu sanma rahatsızlığına hiç kapılmadı; içinden geldiği gibi yaşıyor: kırmadan, dökmeden…

Vasatla parıltılı yaşamın ortasına kurduğu salıncakta keyifle sallanırken, her iniş çıkışta yaşamla paralellikler kurmasını biliyor. Gözlemliyor, algılıyor, kavrıyor, yorumluyor. Kolay bir iş sanılmasın, o gerçekten yaşıyor.

Bundandır, gülden ağır söylemem ona…



* Yeğenim Elif Coşgun'un Hukuk Fakültesi'nden mezuniyeti nedeniyle yıllığa hazılarladığım yazı.

733
0
0
Yorum Yaz