kış notları

2008-01-12 23:49:00

KIŞ NOTLARI  Kürşat Coşgun   I. yüzler eskidi sözler eskidi ama sokaklar asla sokaklarda büyür yalnızlık sıra selviler boyu bir sayrı tutku bir ağulu bakış yüzyılların soluğu harlanır gözbebeciğinde -hep kendine yenilen ama kendini yenilemeyen-   şarkılar söylersin çığlıkların en hüzzamıyla     II. bir acımasız iklim vurur gökkuşağı bahçene ezgiler örselenmiş çiçekler burulu eserken hoyrat bir yel çocuk bakışlarında ve kor tutmuş avuçlar beklerken inadına düşlerinin dalına konar bir buz kuşu   oysa kış bitmedi daha     III. neredeyse gün ağarır kirpiklerin kankırağı öncesi yoktur buğularla kuşatılmış sabahın vakit tamam saat o saat gün bugündür el salla kırık rıhtımlardan gidengelmez gemilere karnında yakamozlar tuzlu köpüklü suların   ne garip zaman artık senden yana  ... Devamı

gitmek

2008-01-11 15:55:00

Gitmek mi zor, kalmak mı zor   Kürşat Coşgun, KarikaTÜRKÜ sergisinden, 1989.     Kimdi giden, kimdi kalan Giden mi suçludur her zaman (…) Aslında giden değil Kalandır terk eden Giden de bu yüzden Gitmiştir zaten   80’li yılların sonlarına doğru böyle sesleniyordu Yeni Türkü, Murathan Mungan’ın o güzelim şarkı sözleriyle. Belki yitmiş bir aşkın ya da ayrılığın hüzünlü nağmeleriydi. Yolunda gitmeyen bir şeyler sonrasında, gitmelerin ve kalmaların en güzel muhasebesiydi bu sözler. Gideni gittiği için, kalanı kaldığı için suçlamanın yersizliği ve anlamsızlığı üzerine kuruludur.  Gitme ve kalma diye nitelendirdiğimiz durumların aslında ne denli iç içe ve birbirinin yaratıcısı olduğunu da gözümüzün içine sokarak anlatır.   Ünlü piyanist Fazıl Say’ın geçtiğimiz günlerde gündeme düşen ”ülkeden gitmek” içerikli sözleri, aslında bizlerin kişisel ya da toplumsal tarihimizin hiç de yabancısı olmadığı bir şeydi. Bu ülkenin aydınları, muhalif tutumlarından dolayı kendiliğinden gitmek ile sürgün edilmenin salıncağında yüzyıllardır zaten kolon vurup durmuyor mu? Kırk katırla kırk satırın cenderesine sıkıştırılmış insanlara ceberut otorite başka bir seçenek bırakmış mıdır?  O halde, Say’ın gitme kararını da bir gönüllü (!) sürgünlüğün ötesinde düşünmemize olanak var mı?   Siyasal tarihimizde ilk sürgün Cem Sultan’la başlar. Sonra ardı arkası kesilmez:  Rodoslarda, Taiflerde ziyan edilen Namık Kemaller, Mithat Paşalar, İstanbul dar edilen Mustafa Kemaller, bedenlerini yad ellere teslim etmiş Nazım Hikmetler, Yılmaz Güneyler, şehir şehir sürgün edilen Aziz Nesinler,  Rıfat Ilgazlar, Dinamolar bu kervanın takipçisi olurlar. Kimi gönderilmiştir, kimi gitmiştir. Hiçbiri bu ülkeye ihanet içinde olmamıştır. Kimi dönmüş, kimi dönememiştir. Ama hepsi de bu toprakların değer hanesinde yer almıştır. Çünkü onlar her şeyden önce, kendinden vazgeçme hasletini gösterebilmiş i... Devamı

hk24

2008-01-09 13:56:00

HAFTANIN KARİKATÜRÜ Devamı

ankara yürüyüşü

2008-01-04 11:20:00
ankara yürüyüşü |  görsel 1

Ankara Ankara duy sesimizi...   Kürşat Coşgun, 1991.   Bundan tam on yedi yıl önceydi. Ekmeğinin kavgasındaki madenci, soğuk bir kış gününde Ankara yollarına düştü.  Hem de yalınayak, başı kabak. Karısıyla, kızanıyla. Kırk gündür Zonguldak sokaklarını inleten ses, 4 Ocak 1991’de Zonguldak-Mengen yollarına taşmıştı. Yol boyunca binler on binler olmuştu ve her adımda sanki daha da çoğalıyordu. Başlarına yağan kara inat, kartopu gibi büyüyorlardı. Deller köprüsü başında yolları kesildiğinde, devrin hükümranları belki “eylemi önledik” diye düşünmüşlerdir ama nafile. Tarih yazılmıştı bir kere ve halkın belleğinden asla silinemezdi. Madencinin büyük Ankara yürüyüşü, Türk işçi sınıfının en şanlı destanıdır.   Devamı

heidi

2008-01-04 01:25:00
heidi |  görsel 1

Heidi bakalım!     Artık yaşımız kırkların ortasını bulunca, haliyle çocukluğumuzun en renkli günlerinde ekrandan akrabamız olan Heidi’yi de unutuverdik. Gerçi o Fransızca jeneriğindeki “ho hoo haydii ho ho ho haydi hobaraydi” nidaları hala kulağımızdaydı, ama yaşamın harala gürelesi, her güzel şey gibi Heidi’nin de o al yanaklı, kocaman ağızlı,  kısa simsiyah saçlı, ağladığında gözlerinden şelaleler dökülen, Alpler’in bir tepesinden bir tepesine “büyükbabaaa” diye bas bas bağıran, kırmızı pabuçlu, pembe etekli halini artık gözümüzde bir siluete dönüştürmüştü. Ama o siluet son günlerde yeniden belleklerimizde ve gözlerimizde eski canlılığını alıverdi. Nedeni de, Heidi’nin MEB’in “100 Temel Eser” adı altında çocuklar için yeniden basılmasıydı. Ama ne basma!   İsviçreli çocuk romancısı Johanna Spyri’nin 1881 yılında kaleme aldığı, Japon animeci Hayao Miyazaki’nin eşsiz fırçasıyla görsellik kazandırdığı Heidi, ülkemizde ilk olarak 1927 yılında Himaye-i Etfal Cemiyeti (bugünkü Çocuk Esirgeme Kurumu) tarafından basılmıştı. 27 Aralık 1927 tarihli Cumhuriyet gazetesinde kitap şöyle tanıtılıyordu: “En meşhur aile ve çocuk romanı. Bütün dünya lisanlarına tercüme edilmiştir. Heidi romanını medeni dünyada okumayan, okuyup zevk duymayan aile ve çocuk kalmamış gibidir. Heidi, çocuk hissiyatına, çocuk safvetine parlak bir numunedir. Ciltsizinin fiyatı 75, ciltlisinin 100 kuruş olup her kitapçıda bulunur. Umumi tevzi mahalli, Ankara Himaye-i Etfal Cemiyeti Merkez-i umumisi’dir.”   Heidi ve diğer roman karakterleri, ülkemizde çocuklarla ilk kez tanışmasından tam 80 yıl sonra, bugünün çocuklarının karşısına, içinde bulunduğumuz sosyopolitik atmosfere paralel olarak yeniden tasarlanmış olarak çıktı. MEB tavsiyeli Karanfil Yayınevi tarafından basılan  yeni versiyonunda, üstad Miyazaki’yi mezarında ters döndüren görüntüler vardı.   Romanı... Devamı

ihsani'den turhan'a

2007-12-31 15:24:00
ihsani'den turhan'a |  görsel 1

Aşık İhsani'den Turhan Selçuk'a...(*)                                               (sazın, sözün ozanından, çizginin ozanına)    Turhan Selçuk, Portre: Kürşat Coşgun, 1994.   -turhan'a-çiz be turhan kara günün bağrınıkanata kanata çiz bıçak bıçakçiz yiğidim çizeceğin her çizgisosyalizmin açık yolu olacakey benim çağımın dövüşken eriçiz kazı kökünü yıkılsın geriçiz daha çiz, tarihimin boş yerisenin çelik kaleminle dolacakdaha güçlü daha güçlü çizgi ather çizginin baş ucuna kurşun katpikasso ve nazım gibi şu sanatdünyasında bil ki adın kalacak.aşık ihsani   (*) Düş Değil Bu, Hasat Yayınları, 1.basım, İstanbul, 1993, s. 49.    ... Devamı

HK23

2007-12-30 16:46:00

HAFTANIN KARİKATÜRÜ Devamı

yeniyıl

2007-12-28 17:06:00

Devamı

portreler

2007-12-22 18:05:00

Yunanistan ve Arjantin Sitelerinde Kürşat Coşgun Portreleri   6 Eylül günü aramızdan ayrılan büyük tenor Luici Pavarotti'nin ölümü nedeniyle bu sitede yayimladığım 1993 tarihli portre, 10 Eylül 2007'de, Yunanistan'ın en büyük karikatür sitesi olan Greekartoon'da günün karikatürü olarak yayımlandı. Katlinin 40. yılı nedeniyle Almanya'da yayınlanmakta olan Don Quichotte adlı internet sitesi tarafından düzenlenen dijital sergi için hazırlanan Che Guevara portesi ise, halen Arjantin'de yayınlanan www.cheguevara.com.ar adlı sitede yayımlanıyor.   Yunanistan'ın Greekartoon adlı sitesinde günün karikatürü: Luici Pavarotti.   cheguevara.com.ar'ın ilgili sayfası.   ... Devamı

kurban bayramı

2007-12-18 16:08:00

doğanın en az insan kadar vazgeçilmez parçası olan hayvanların kanlarını değil, sevinç gözyaşlarını akıttığımız günlerin bayram olarak kutlanması dileklerimle...   Devamı